Üsküdar Üniversitesi: Şiddet ve Şiddet Psikolojisi Üzerine Uzmandan Çarpıcı Değerlendirmeler

Medya görünürlüğü şiddeti hem artırıyor hem duyarsızlaştırıyor IPSOS’un 29 ülkede yaptığı araştırmalara atıf yapan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin istatistiksel olarak arttığını söyleyerek medyanın bu süreci nasıl beslediğini aktardı. Görüntülerin sık tekrarı duyarsızlaşmaya, bazı kişilerin şiddeti model almasına yol açabiliyor; bazı gençler ise depresyona sürüklenebiliyor.

Günümüzde en çok artış gösteren şiddet türünün sosyal şiddet olduğuna dikkat çeken Tarhan, empati eksikliği ve madde bağımlılığının, yasaklı maddelerin kullanımının şiddeti artırdığına işaret etti. Bu kültürlerde şiddet cezasızlık algısıyla birleştiğinde zorbalık normalleşiyor.

Utanma duygusu zayıfladıkça saldırganlık artıyor Shiddetin kültürel boyutuna değinen Tarhan, utancın güçlü olduğu Japon kültüründe bile toplumsal kontrol mekanizmasının sosyal düzeni koruduğunu ancak yeni kuşaklarda utanma duygusunun zayıflamasıyla empati ve saygının da azaldığını belirtti. Çocuklar başkasının hakkını ihlal etmeyi normal görmeye başlayabilir; empati ve utanma azaldıkça saldırganlık artıyor.

‘Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma’ kuralı Dünya Küresel Ahlak Deklarasyonu’ndan yola çıkan Tarhan, küresel olarak bu ilkenin hatırlanması gerektiğini vurguladı. 20 yıl sonra Batı’daki benmerkezci ve duyarsız kültüre karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti.

İnsan beynindeki algoritmayı yeniden yazabilir Tarhan, beynin epigenetik ve nöroplastik yapısına dikkat çekerek, yanlış bir düşünce fark edildiğinde beynin algoritmasını yeniden yazmanın mümkün olduğunu söyledi. Altı hafta, altı ay gibi sürelerde alışkanlıklar ve kişilikler oluşurken alternatif düşünce tekniklerinin şiddet eğilimlerini dönüştürmede etkili olduğuna vurgu yaptı.

Şiddetin arkasında depresyon ve stres var Erkek şiddetinin çoğunlukla klinik vakalar olduğunu ifade eden Tarhan, depresyonun ve yüksek stresin şiddeti artırdığını söyledi. Küresel olarak intihar oranlarının gençler arasında hızla yükseldiğini belirtti ve İngiltere örneğini paylaştı: 16-24 yaş arası gençler için trafik kazalarından çok intihar nedeniyle ölüm artıyor. Bu, küresel bir alarmdır.

Şiddetin önlenmesi için özdenetim ve empati eğitiminin şart olduğuna dikkat çeken Tarhan, bu eğitimin erken yaşlarda başlamasının toplumda dayanışma, saygı ve merhameti yeniden köklendireceğini kaydetti.

Genetik araştırmalar ne söylüyor? Şiddetle ilgili genetik çalışmaların, doğuştan suçlu olmadığını ortaya koyduğunu söyleyen Tarhan, suç geninin arandığını ama anahtar mesajın “genler sermaye; kullanımı özgür iradeyle şekillenir” şeklinde olduğunu belirtti. Dopamin ve COMT genlerinin bazı bireylerde saldırganlık eğilimini artırabileceğini ancak bu durumun suça yönelme anlamına gelmediğini ifade etti.

Narsistik kişilikler ve diğer riskler Antisosyal, narsistik, borderline ve histriyonik kişilik yapıların şiddet açısından riskli olduğuna dikkat çekti. Ahlaki akıl yürütmenin anaokulu döneminde öğretilmesi gerektiğini vurguladı ve günümüzde “akran nezaketi” ve “akran iyiliği” kavramlarının öne çıktığını söyledi.

Stres ve hızlı değişim toplumsal şiddeti etkiliyor Baskı kültürünün şiddeti artırdığına değinen Tarhan, hızlı yaşam ve stresin öfke tetikleyicisi olduğuna işaret etti. Pandemi sonrası dönemde psikiyatrik sorunların arttığını belirten Tarhan, depresyon ve öfkenin toplumsal sorunlar arasında öne çıktığını söyledi.

Kaynaklar: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)

Kaynak: BYZHA Beyaz Haber Ajansı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Dakika Haber