Ağustos’ta Lojistik Depolarda Yoğunlaşan Talep ve Değerleme Kriterleri: Sürdürülebilirlik ve Teknik Altyapı Ön Planda
Giriş
İçerik Haber formatında, Ağustos ayının lojistik depo pazarında hareketliliğin arttığı ve yatırım değerlemesinde teknik altyapı ile sürdürülebilirlik kriterlerinin öne çıktığı bir döneme işaret ediliyor. Kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine hazırlıklar, e-ticaret firmalarının depo ihtiyaçlarını artırırken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip tesislere yöneliyor.
Bir depo için geçmişte ağırlık verilen konular lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü iken bugün mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yükseklikleri ve otomasyon entegrasyonu gibi etkenler de değerlemenin temel taşları arasında yer alıyor. Ayrıca yangın güvenliği, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği gibi operasyonel unsurlar da yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor.
Yangın güvenliği ve yükleme altyapısının yanı sıra sürdürülebilirlik de giderek daha fazla öne çıkıyor. LEED ve BREEAM gibi sertifikalara sahip depoların enerji verimliliği sağlama ve operasyonel maliyetleri düşürme katkısı, kiracı çekiciliğini artırıyor. Depoların limanlar, organize sanayi bölgeleri ve ana ulaşım akslarına yakınlığı da değerleme süreçlerinde önemli bir göstergen olarak belirginleşiyor.
Bu kapsamda ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, lojistik depoların artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar olmaktan çıkarak tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler haline geldiğini belirtiyor. Değerlemede sadece metrekare veya konumun yeterli olmadığını vurgulayan Onursal, mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi kriterlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
İleriye dönük olarak otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat taleplerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte yüksek teknik standartlara sahip lojistik depoların yatırım değerinin daha da artacağı öngörülüyor. Ayrıca gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına uyum sağlayabilirlik de değerlemede önemli bir etken olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı
Gelişmeler
Lojistik tesislerde mimari plan uygunluğu, kolon yerleşimi ve raf sistemlerine uygunluk gibi tasarım unsurları artık yatırım kararlarında temel rol oynuyor. Zemin taşıma kapasitesi ve kat yükseklikleri de performansı doğrudan etkiliyor. Ağır yük depolama kapasitesi ve otomasyon entegrasyonu olan tesisler, operasyonel verimlilik nedeniyle daha yüksek değer kazanıyor.
Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı ve tır manevra alanları gibi altyapılar, yoğun sevkiyat yapan firmalar için kritik öneme sahip. Bu özellikler, depo kapasitesi, hız ve güvenlik açısından değerlemeyi güçlendiriyor.
Sürdürülebilirlik ise yatırım kararlarında giderek daha baskın bir kriter olarak karşımıza çıkıyor. LEED/BREEAM sertifikaları, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından avantaj sağlarken, kiracı tarafında da tercih sebebi haline geliyor. Yakınlık faktörü ise limanlar ve ana ulaşım akslarına olan yakınlığı kapsıyor.
GMY Kemal Cem Onursal, “Lojistik depolar artık stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor; yalnızca metrekare veya konum hedeflenmiyor, çeşitli kriterler birlikte analiz ediliyor” diyor. Ağustos’ta e-ticaret operasyonlarının hazırlıkları nedeniyle piyasanın hareketli olduğunu söyleyen Onursal, gelecekte otomasyon ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımların artacağını vurguluyor.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

